31 Ekim 2012 Çarşamba

Nordic Desenler..

   Soğuklar kapımıza yaklaşırken bu Nordic (İskandinav)  desenlerin kazaklarda, taytlarda, hırkalarda kullanımını seviyorum. Özellikle de taytlar çok cezbediyor ama hazır kumaş şeklinde satılan trikolardan yapıp uygulamak mesele, çünkü esnek olanlarını bulmak gerekiyor. Esnek olmayanlardan kış yaklaşırken kumaşçılara benzeri gelebiliyor. Bazen de gelsin diye beklediğinizde ne yazık ki, gelmiyor. Geçen sene ben buna benzer bir durum yaşamıştım. Bakalım bu sene bu desenlere benzer,  uygun triko kumaş gelecek mi? Esinlenmek adına aşağıdaki parçaları bir inceleyelim.

 
 
 
 
 
Asya kökenli arkadaşlarımız herkesten çok beğenmiş görünüyorlar bu İskandinav esintili desen kullanımını, o kadar çok kaynak vardı ki, ben bu kadarını toparlamayı uygun buldum.

 
 
Görsel Kaynaklar:
1- ASOS

29 Ekim 2012 Pazartesi

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!

 
 
   Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet coşkumuzu bir kere daha hep birlikte yaşadık, yorum yazan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Cumhuriyetimizin nice yıllarına....

23 Ekim 2012 Salı

Bir Duyuru ve Bayram Kutlaması...

   Çok sevgili evimi seviyorum blogundan; Colette hanım önemli bir duyuru yapmıştı ben de paylaşmak istedim, gerçi tüm hayvan barınakları için ayrı ayrı özenmek gerek bu bir gerçek.... İlgi gösterirseniz çok mutlu olurum ben de...
 

Barınaklara kuru mama yardımı

Barınaklara yardım! 

İZMİR-SEFERİHİSAR KÖPEK BAKIMEVİNE YEMEK TEMİNİ AZ DA OLSA YATILI BÖLGE OKULUNDAN YAPILMAKTADIR. BAYRAM NEDENİYLE OKULLAR TATİL OLDU ve YEMEK SIKINTIMIZ BAŞLADI.
LÜTFEN KURU MAMA BAĞIŞLARINIZI ESİRGEMEYİNİZ.
SEHAYDER - 0532 4319780
  
Tüm detaylara yine evimi seviyorum  blogundan ulaşabilir, sorularınızı iletebilirsiniz.
    Bizim önemsemediğimiz küçük miktarlar bazen büyük miktarlara dönüşebilir arkadaşlar bu düşünceyle yaklaşırsanız çok mutlu olurum.
  
 
Bu arada herkesin bayramını içtenlikle kutluyorum, mutlulukla, esenlikle geçmesini dilerim.
 
 

Mim cevaplarım...

Sevgili Arkadaşım, PINKY FASHION;
beni mimlemiş.. esasen daha önce hiç cevaplamadım.. bakalım neler sorulmuş ..

Günün nasıl geçti?
Günüm korkunç bir koşuşturmacayla geçti iş yerimde ve halen geçmekte...özellikle zihinsel çok yoruldum:)

İsim vermeden bahset!
Bazen bahsedilecek çok insan olabiliyor,

Neden hep cam kenarı?
Hiç öyle bir takıntım yok....

Bugün kendin için ne yaptın?
Ne kötü ki, hiçbirşey yapmadığımı görüyorum... gerçekten bugün başımı kaşıyacak vaktim yok denecek cinsten bir gün.

Twitter ana sayfanı aç, ilk gözüne takılan..
Twitter hesabım yok...

Düşün ki o bunu okuyacak...
 Yazacak çok şey var da.. yazmak kadar onları gerçekleştirmek de lazım:))....

Kahkaha atmana sebep olan karikatürler
Hepsini istediğinizden emin misiniz? peki o zaman bayram üzeri gülmüş oluruz.. Belki görenler olmuştur, yine de bir bakalım...

Böyle romantik adam mı kaldı ki bozuyorsunuz zavallıyı?. Yine de çok gülmüştüm...
 
 
Çocukluk ne güzel şey...!
 
 
 
 
 
Hiç değişmez, hep aynı şey; " iyi güzel de boyu kısa!"
 
Yalnız her mahalleye böyle bir abla lazım gerçekten;) ne dersiniz?
 
 
 


 Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz...

   Hep bakmadan yazarım; F - Q Farketmiyor (F düzenine çevirip 10 parmak) Ticaret Lisesi Mezunu olmanın belki de tek faydası!...
 
Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz
Herşeye veriyor evren cevap....

Ctrl+V yap

http://pinkyfashionbeauty.blogspot.com/

 Kimleri mimledin bakalım:)

Bayram üzeri herkesin yoğun olacağını düşünerek şimdilik kimseyi mimlemiyorum belki hakkımı sonraya saklarım;)

Sevgiler..



22 Ekim 2012 Pazartesi

Tamamlanan ortak proje..

   Merhaba,
   Dikiş etkinliğimizdeki; Ekim 2012 Burda dergisi, Model :118'i çalışıyorduk malumunuz, elbise tamamlandı. Farklı günlerde çalışmalarımı sürdürdüğümden kimi resim fazla güneşli. En son bu sabah tamamlandıktan sonraki çekimlerim ise hayli bulutlu havada çekildiğinden bir parça karanlık artık kusuruma bakmazsanız sevinirim. Malum havalar zaten bundan sonra  böyle gidecek görünüyor..



   Kalıp çıkartıldı, bol teyeller alındı, ardından düz teyeller alınıp, bol teyeller temizlendi, arka pensler ayarlandı, vs.. vs.. detaylı anlatım  yapmayacağım zaten modeli Burda Dergisi "Resimli Dikiş Kursu" safyalarında açıklamıştı. Ben Tüvit kumaş önerisi yerine, likralı bir kumaş tercih ettim rahat ederim düşüncesiyle, Dolayısıyla hakikatten fazlasıyla rahat bir model oldu. Vücuduma çok otursun istemedim. Hafif göbekli gösteren bir model çünkü..
 
   İşte ortaya çıkan modelimiz. Fazla fotoğraf çekemedim sabah sabah, hava o kadar kapalı ki, çeksem de bir diğerinin ötekinden farkı olmadı.


   Kolları uzun tuttum ama truvakar kol yapmadığıma pişman oldum, zaten kolları hep yukarı çekerim. Sanırım yaklaşan soğuklardan dolayı uzun olsun istedim ancak heran  kollar truvakara dönebilir:)..
 
Sevgiler...
 

18 Ekim 2012 Perşembe

Yetişecek proje ve bir ödül daha..

 
 
 Merhaba daha önce blogumda Dikiş Etkinliği Duyurusu'dan bahsetmiştim. Projenin tamamlanması için yaklaşık on gün kadar bir süre konuşulmuştu, süre bitiyor.   Şimdi bu etkinlik çerçevesinde resimde gördüğünüz  projeyi yetiştirmeye çalışıyorum, malum çalışınca  bir parça zor oluyor. iş sonrası yaptığımız ziyaretler ve koşuşturmacadan yavaş ilerliyor. Dikiş Dersi kadar detaylı bir anlatım  olacağını sanmıyorum ama yavaştan başladım bu modele aklıma geldikçe resim çekmeye çalıştım. Bazen sırf akşam çektiğim için resimler koyu çıkıyor. işte yetiştirmeye çalışılan model: Burda Dergisi: Ekim ayı sayısı: 10.2012 Model No: 118
  
 
 
   Bunun dışında herdemlezzet blogundan Arzu hanım'ı ziyaretim sırasında bana bir ödül verdiğini öğrendim. Çok teşekkür ediyorum kendisine. Ödülün tam adını  araştırmama rağmen öğrenemesem de; kimlerden kimlere uzandığını incelerken aslında yine izleyici sayısı 200'ün altında olan bloglara verilmesi uygun görülen bir ödül olduğunu öğrenmiş bulunuyorum. Yenice böyle bir ödül dağıttığımdan ve dediğim gibi bu ödüller konusunda; insanları sıkıştırmayı pek sevmediğmden, gönlüm tüm bloglardan yana hepsine göndermiş sayın beni.. çok teşekkürler yeniden.. 

 

16 Ekim 2012 Salı

Çağla Yeşili Bluz...

   Merhaba arkadaşlar,
Bluzumu soğuklar iyice gelip çatmadan hazırlamak istedim. Balıkçı yaka istediğimi belirtmiştim. İlkin evdeki bir atlet bluzu kalıp olarak kullandım ve ona göre biçtim. Ardından balıkçı yaka yapmak için eni 60 cm, boyu ise 25 olacak şekilde (dikilmiş halleri) parça kestim ve boyun oyuğuna yerleştirdim. Dikerken sıkıntılı oldu likralı tül olduğu için yanlarda nedense problem olmadı dikiş tansiyon ayarını 0 (sıfır)'a getirmiştim mesele yoktu. Ancak  boynu bir türlü rahat dikemedim. Oldukça kalın dokulu bildiğiniz  kağıt peçeteyi boyun oyuğu boyunca dikerken kullandım. Tansiyon ayarını bu kez 4'e getirerek diktim.  Sonradan onları rahatlıkla yırtarak çıkartabiliyorsunuz zaten. Aşağıda soldaki fotoğrafta kağıt peçete ile dikilmiş halini görüyorsunuz. Mulaj kağıdıyla da dikebilirsiniz.
  
   Karmaşık parçaları uzun uzun kestim ve gelişi güzel bir hava vererek bluzun ön kısmına diktim. Ardından taşları ise taş yapıştırma makinesi ile bu yırtıkların dikiş yerleri üzerine gelecek şekilde yapıştırdım. Malum ütü ile en son yapıştırma işlemimde hezimetle sonuçlanmış sarı ütü lekesi olmuştu (açık renk kumaşlarda ütü lekesi nasıl çıkar onu da satır aralarında anlatmıştım). Bu ince tül kumaşta zaten istesem de direk ütü uygulayamazdım. Taşları abartmamaya karar verdim. Ne çok az, ne de fazla tam dikiş yerleri üzerine yapıştırdım.  Yapıştırma işlerimde ve benim hobi çalışmalarımda kullandığım bir ahşap var onun da altına şeffaf plastik bir plaka yerleştirdim. Bunları mutlaka kullanın derim, çünkü arka tarafa yapışıp kalabilir, oysa bir plastik plakayı arkaya yerleştirdiğinizde (bu plakayı bildiğiniz telli dosyaların plastik kısımlarını keserek elde edebilirsiniz) arkaya yapışsa bile buz dolabında plastik plaka ve çalışmanın kendisiyle birlikte bekletin, plastik plakadan çok rahat ayrıldığını göreceksiniz.
 
 
 
 
Bitmiş hali...
 
 
 
   Sol taraftaki bluzun  yuvarlak kesim, etek ucu rahat bırakılmış hali. Sağ taraftakinde ise giydiğim straplezin altına sıkıştırılmış şekli.  Lastikli de olsa güzel duracakmış diye düşündüm. Olmadı bunu lastikli yapacağım, karar veremedim, fikirlerinizi beklerim... hangisi daha kullanışlı olacak bilemiyorum. Bu arada çağla yeşilinden bunun içine atlet bluz da yapsam fena durmayacak sanki, hoş beyaz renkle yırtıklı desenler daha çok ortaya çıktı.. Bu arada saçlarımı arkadan dağınık topladım. Makyajsız halimle çok göz tırmalamak istemedim. Dudaklarım hayli kırmızı çıkmış hayret sabah sabah:).. Dağınık toplanmış saçlar her zaman favorim olmuştur. Salaş bırakılmış, rahat saç şekilleri de öyle.. Kısacası saçlarım genelde hep böyle kabarıktır. Ben memnunum, çok alıştığım için dalgalı ve kıvırcık, asi saçlarıma...
 
Detaylar....
 
 
Bir de penye hırkalı halleri, hırkasız daha güzel sanki:))
 
 
 
Bu arada bana bir ödül daha gönderildi.  Çok değerli Blog arkadaşlarımdan "Tuğba Mutfakta'nın" gönderdiği Ödül "Premio Dardos"
 
 
 
   Bu ödül hakkında hiçbir fikrim yoktu doğrusu, biraz araştırdım. Hemen her ödülü de almamak lazım değil mi:)) ? Ne olduğunu biraz araştırmak gerek. Şaka bir yana; yurt dışında özellikle; kültürel ve daha çok  yazınsal çalışmaları bulunan bloglara gönderilmiş genelde.  Ama sanırım biz de durum biraz farklı işlemiş görünüyor.  Bizler de ödül izleyicisi şimdilik 200'ün altında olan blogların aynı zamanda tanıtımını da yapmak amaçlanmış. Esasen bu yurtdışındaki bloglarda da amaçlanmış durumda. Çok çok teşekkürlerimi iletiyorum bu ödülü bana layık gören "Tuğba Mutfakta" blogundan Tuğba Hanım'a, gerçekten çok ince düşünmüş kendileri. Esasen ben ödül verme konusunda biraz kararsız kalan bir insanım. Çünkü birilerine verilince diğerleri gücenebilirmiş gibi gelir hep, hiç bir zaman düşünmediğim birşeydir insanları incitmek. Bilmeyerek üzdüklerim olursa da çok derinden etkilenirim. Şimdilik izleyicileri 200'ün altında denildiği için; tanıtım amacıyla olabileceğinden  kabul ediyorum uygulamayı, kurallar gereği  5 blogun  linklerini vereceğim, ancak, arkadaşlarımın gerçekten keyiflerine bırakıyorum. Neticede tek yaşantımız burada değil, kendimize ait farklı yaşamlar sürüyoruz ve bazen çok yoğun olabiliyioruz. Ödülü kabul edebilirler ancak 5 kişiyi seçip seçmemekte serbestler. İnsanları bunaltmak istemiyorum çünkü... Gönülleri güzel olan blog arkadaşlarımın keyiflerine bırakıyorum. Bu ödüllerin sonu gelmeyebilir çünkü:))..... nasıl isterler ve dahası elbette uygun olurlarsa, kabul ederlerse sevinirim.
 
Ödül listem şöyle:
 
Gerçekten bilgilerine ve çalışmalarına hayranlık duyduğum; (Çok şey bulacaksınız!)
 
Nurdan Hanım:                                  
http://nurdanishere.blogspot.com/                         
 
 Araştıran ve *özellikli*  olanı seçme konusunda başarılı bulduğum: Tülay Demirbaş
 
Çok  çalışkan blog: Şenay Atılgan:)
 
Çok sevdiğim; hobibaz bir hanım; her bilgisini ve deneyimini içtenlikle paylaşan:
Tatlı Cadı:
 
 
Sevgiler Herkese:)
 
 

12 Ekim 2012 Cuma

Çağla Yeşili Yeni Proje



   Kumaşlar evlerimizde cirit atıyor, kimi uzunlu kimi kısalı, kimi alınmış kimbilir ne zaman, kimi yenice, kimi planlı,  kimi plansız; bizlerde heyecan uyandıran kumaşlar!. Elimde çağla yeşili, yarı kamuflaj vâri, likra tül bir kumaş var (bu kumaşı tanımlarken çok zorlandım ama aynen bu şekilde). Bu kumaştan aslında daha var ama devamı kimbilir nerelerde. Projeyi çok çabuk  üreteyim diyorum zira havalar soğumadan belki de üzerine bir hırka giyilerek yazın da kullanılabilecek bir proje olsun, üzerinde yırtılmış gibi duran kendi kumaşından parçalar dikeceğim. Metal ayrıntılar yapışacak ama yırtılmış gibi duran parçaların üzerine mi, yoksa göğüs kısmında boş bulduğum yerlere mi olacak dikişten sonra karar vereceğim. Balıkçı yaka olacağı kesin. Çizimi yaparken aynı yeşilden bulamadığım için koyu sayılacak bir yeşille birazcık aceleyle çizdim, artık kusurlarımı görmezden gelirseniz sevinirim. Yalnız Hanımefendi de  yazdan kalan son günlere benim gibi tutunma çabasında belli ki, gözlerine gözlüğünü takmış, ille de yaz bitmeden bunu giyeceğim diyor:). Ah be güzelim bu havalar seni bozmazın, daha yenice iyi oldun diyorum:) ama nerdeee dinlemiyor;)). Sevgiler.

10 Ekim 2012 Çarşamba

Puantiyeli basit bluz.

  Bu puantiyeli kumaş o kadar küçük birşeydi ki, detaylı birşey çalışılmaz diye düşünerek fazla soğuklar gelmeden değerledirmek istedim. Üzerine siyah dantel detayla bir parça farklılık katmaya çalıştım. Yenice iyi olurken detaylı modellere başlamadan bir ısınma çalışması oldu:). Esasen üzerimde oldukça güzel durdu ancak bu kez askıda çektim. Boyun oyuğuna normal siyah biye, yanlara yırtmaç uyguladım.


İzmir gezim sırasında aslında alışverişler de yaptım ancak bulabildiklerimin minik bir parçası aşağıda. Aldıklarımı öylece biryerlere koyarım sonra ise arar dururum. Hatta uzuunca zaman sonra yerlerini bulduklarım olur:))). Artık ben onları unuttuktan sonra ortaya çıkarlar. Son zamanlarda pudra rengi ojeler favorilerimden..  Claire's e uğrayarak 75 numara pudra rengi bir oje aldım, jel rujlar ise 271 numara, umarım yanlış yazmadım. Pudra rengi oje arayanlara bu rengin aynısından istiyorlarsa Pastel: 85'i de önerebilirim. Neredeyse  aynısı. Çünkü her şehirde  Claire's bulunmuyor malum. Benim yaşadığım şehirde de henüz açılmadı, İzmir'de bulunca almış oldum.  Onun dışında kertenkeleli yüzüğü  ise Euromoda'dan buldum, sevimli geldi çok. Bir de Ege Boncuk alışverişim vardı ki, esas oradan pek çok beğendiğim şey aldım; çok ilgili davrandılar ve  müşteri ile iletişimleri oldukça iyi, benden gerçekten tam not aldılar, çok tatlı insanlardı.  Ege Boncuk alışverişimi evde bulunca resimlerim umarım, bulabilirsem tabiki:).
 

 
 
  Bir hayli alışveriş yaptım demiştim; yerel dükkanlardan alışverişlerde ise çoğu zaman yaşanabilen; ve yaşanınca da kişiyi üzen ya da sinirlendiren sahnelerden yaşadım onu da belirtmek isterim. Bir ayakkabıcıda ve yine bir giyim mağzasında, hoş olmayan pazarlama teknikleri ve pazarlama ağızlarıyla konuşunca beni kaybettiler. Gerçekten çok kötüydü, isimlerini vermeyeceğim. İnanın bu kadar kötü bir yaklaşım tarzı uzunca zamandır görmemiştim. İzmir gibi büyük bir şehirde şok oldum. Neyse ki Eskişehir'deki  özellikle bazı esnaf; müşteriyle nasıl konuşulması gerektiğini gerçekten öğrendiler.. Kusura bakılmasın ne olur böyle konuştuğum için; ama inanın bazı mağzalardan içeri girer girmez acayip hallere girip, ya alırsın ya alırsın tavrı sergilenirdi. Yerel mağzalar deyince, pek çok marka yoktu hiç şüphesiz... Şimdi işin rengi değişti artık, pekçok mağaza var, onlar da anladılar ki neredeyse pek çok ülkede satış temsilcilikleri bulunan markalarla yarışmak durumunda kalıyorlar. İnternetten alışveriş ise işin daha da başka bir yönü! Çok cephede savaşılması gerektiğini, ekmeğin aslanın midesine indiğini herkes anladı, bu hepimiz için geçerli!..   Klasik pazarlama metodlarının unutulduğu, artık dünyaya yepyeni pencelerden bakmak durumunda olduğumuz; kurumsal iletişimin, marka iletişiminin, müşteri ilişkilerinin  öneminin daha fazla anlaşıldığı bir dönemde yaşıyoruz diye düşünüyorum.  Yalnızca  iyi olmak için çabalayan değil ne yazık ki; gerçekten iyi olan  ve bunun için var gücüyle efor harcayan,  kurumsal iletişime, marka iletişimine ve müşteri ilişkilerine fazlasıyla önem veren kazanıyor. İşler zorlaştı arkadaşlar.


8 Ekim 2012 Pazartesi

Bol Linkli, Ödüllü Bir Post...

   Merhaba değerli arkadaşlar.
Sabah işe bir geldim ki; iki değerli blogger tarafından ödüllendirilmişim Nurdan Hanım ve Merve Güçlü; çok teşekkür ederiyorum kendilerine.. Tabiki ben durumdan habersiz, halen daha  tam iyileşememiş olmanın verdiği hem yorgunluk (ilaçlardan kaynaklı) hem de ruhsal anlamda bir parça ağırlık var üzerimde (sanırım hasta psikolojisi).. Biraz yavaş ilerliyor olsam da; pek çoook hareket olmuş bu hafta sonu anlaşılan, çok değerli arkadaşlarım hiç boş durmamışlar.

Öncelikle çok çok teşekkür ediyorum; istisnasız herkese.
Neden? 

   Kısa sayılacak zamanda beni de aralarından sayan pek çok blogger arkadaşım, beni gerçekten ama gerçekten hiç yalnız bırakmadılar. Uzun zamandır hep  aralarındaymışım gibi düşünerek, asla yabancılık hissetirmediler. Yeniden herkese ne kadar teşekkür etsem azdır. İzleyici sayılarının hem önemli,  hem de önemsiz olduğunu düşünenlerdenim. Bu konu TRT'de ve başka kanallarda da tartışılmıştı. Orada da benzer görüş dile getirildi. İzleyici sayıları önemli ama; nicelikten çok, nitelikli izleyici önemliydi. Kısacası sizi sadece izliyor görünen değil, gerçekten takip eden izleyici önemliydi!  Bunun dışında yalnızca izlenmek mi? elbette hayır; izlenmek kadar İZLEMENİN de, güzel olduğunu hatırlatmama gerek yok sanırım. Kanaatimce bu aslında en keyiflilerinden!! Başka insanların dünyalarına girmek,  belki de bakış açılarıyla birşeyleri yakalamaya çalışmak işte en keyifli serüven buydu bence!  Bu nedenle; 100'ü yenice geçen izleyicilerime çok teşekkür ederim. Ben de Tuğba Mutfakta'nın; 100. izleyicisi olmuştum, kendileri beni bloglarında tanıtmışlardı. Ben de, benim 100. izleyicim olan Reyhane; Reyhan'la Herşey blogunu hala izlemediyseniz, blogunu ziyarete davet ediyorum sizleri, kesinlikle en doğal haliyle Reyhan Hanım'ı tanımaya ne dersiniz?
 
   İki Blog ödülü aldım demiştim ya, nedir onlar şöyle bir bakalım mı;) ?
  
Biri Şekerpare blog ödülü :)                             Bir diğeriyse sevgi dolu blog ödülü:)...
 




   Her ikisini de bana layık gören Nurdan Hanım ve Merve Güçlü' ye yeniden teşekkürlerimi sunarım. Her ikisi de gerçekten çok sıkı takip ettiğim, izlenmeye gerçekten değen bloglardan. Halen izlememiş olanları izlemeye davet ediyorum.  Yalnız ben müsadeniz olursa; 18-20 blog belirleyip onlara bu ödülü vermekten çok, tüm izlediğim ve beni izleyen bloglara bu ödülü gönderiyorum, çok yuvarlak olduğunu farkındayım ancak bu güzel sevrüvende; bize dünyalarını, birikimlerini, iyi niyetlerini ve yaşadıkları pek çok güzelliği kendi pencelerinden sunan tüm arkadaşlarıma gitsin isterim. Arzu eden lütfen blog ödülünü kabul edip, ister ve uygun görürlerse,  başka blog arkadaşlarına da göndersinler.  Zorlama yok, kim nasıl isterse o şekilde olsun isterim:)...
  
 Bu post biraz gecikti hemen yazamadım, nedeni de iş yerimde bir dizi yaşadığımız yenilenme harekatı.. Perdeler değişiyor, dergiye yeni bir sistemi oturtma çalışmaları var, halen satın alınan bir sistem değil ama karar aşamasındayken denemeler yapılıyor öte yandan bir de özel sayı yetiştirme telaşesini de eklersek hayli yoğun sayılırım. Bunların geçerli mazeretler olarak görülmesini dilerim.

   Değerli bloggerlardan ismimi merak edenler vardı, aslında ben çok da fazla gizlemedim,  Resort 2013 Koleksiyonunda Pembe Sarı Seçmeler yazımda en sondaki, görsel kaynaklar ve  esinlenme kısmında ismimi belirtmiştim, orada adımın yazdığını da başka yorumlarda belirtmiştim,  sanırım o kısım gözden kaçtı. Neyse birkaç güne  kadar profil bilgilerimi yenileyeceğim. Blog adıma gelince "gooogoook". Bu isim bir blog adı olarak düşünüldü elbette.   Bu ismi kimse kapmaz; kimsenin aklına gelmez ya, yine de her ihtimale karşı birileri alır diye tam 1 yıl önceden aldım.  Birkaç dostum, beni çok iyi tanıdıklarından; "Neden" diye sormadılar. Sen seçtiysen vardır birden çok nedeni diye.. O nedenle, evet birden çok nedeni var bu ismi seçmemin. Gerçek adımı  yine de, bilen, yazımda okuyanlar kullanabilir elbette.

 Bu arada Nursun Hanım; H harfi tam isabet. Ben yeni ay dedim. Siz Hilal demişsiniz;)  İsmim Hilal değil ama çağrışım mükemmel olmuş!!! Ben boşuna sizlere harikasınız demiyorum, gerçekten hayranlık duyulacak bir zekayla;  böyle ustalıklı bir sözcük yorumunu ancak; Burcu Yay, Yükseleni Akrep olanlar yapabilirdi!... Sizler benim adımı merak ederken, ben yorumlarda gezinirken; Burcunuzun Yay, Yükselenlerinizin Akrep olduğunu  öğrenmiştim bile:))) ... Şanslıyımdır bu konularda meraklandığım dosyaları bir şekilde melekler masama bırakırlar gerçekten, eksik olmasınlar.   Artık gözden kaçanlar olursa hoşgörünüze sığınıyorum.  Yükselen Akrep'lerin ve normal burcu Akrep olanların oldukça sevdikleri biriyimdir bu arada; burcum  Boğa olsa bile;)...
Sevgiler. 

5 Ekim 2012 Cuma

Dikiş Etkinliği Duyurusu...



 
 
 
 
Değerli Arkadaşlar,
 sevgili blogger arkadaşımız Dikiş Dersi 'nin bir dikiş etkinliği projesi var bloğunda ayrıntılar mevcut. Mutlaka duyanlar duymuştur ama duymayanlar varsa paylaşmak istedim. Dikiş için şimdilik vakti bulunan ve yapabilecek arkadaşlar hem fikirlerini belirtip bırakabilir hem de devam eden paylaşımla, etkinliğin ne aşamada olduğunu takip edebilirler. Herkese iyi hafta sonları diliyorum.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
   
 
*Poster;  Kurulumu 1858'e dayanan, kurucusu Thomas H. White olan, "White Sewing Machine Company" e ait bir poster'in, 1900' lerdeki basımına aittir. Şirket yıllar içinde üretim anlamında da değişip, farklı isimler alarak en son 1986'da  "Electrolux"  adını almıştır.


 

Tatilden kareler, Teos.

    Merhaba, havalar yeni yeni soğumaya başlamışken geç kalmadan tatil postumu yayınlamak istedim. Tatil postu yapmak bir parça zor geldi; zira esasen hem çekilen çok fotoğraf vardı, hem de tatilde hastalandığımdan halen ilaç tedavim nedeniyle hiç de iyi sayılmam. Yine de özet sayılabilecek görüntüler ve anlatımlarla karşınızdayım.  
 
    Bu kare İzmir, Seferihisar, Teos' dan...  Balkondan "Teos" manzarası. Sol tarafa yakın çıkıntılı kara parçası: Teos Antik Limanı. Orada geçen yıldan bu yana kazı çalışmaları devam ediyor. Dahası da var... Onlar aşağıdaki karelerde.. 
 
 
   Burası oldukça sakin bir yer  ve bu aylarda daha da sakin oluyor. Bu arada Seferihisar'dan çok değerli blogger colette hanım Citta Slow (Yavaş, sakin şehir anlamında) bahsetmişti... Ben onun kadar güzel pazar gezmelerine katalımadım rahatsızlığımdan...
 
   Kalabalıkları sevebildiğim gibi, sakinliği de bir o kadar seven bir yapım olduğundan, beni çok fazla rahatsız etmiyor bu durum, hoş arada "fazla mı sakin ne ?" diye düşünmeden de edemiyorum. Aslında geçen seneye göre bu yıl biraz daha kalabalıktı...
 
 
Etrafa bir göz atalım.....
 
Balkondan bir görüntü yine...
 
Aşağıdakiler Teos evlerinden benim çektiğim kareler...
 
 
  
   Teos'a geldiğimizin ilk günü biraz hava serin geldi, çünkü zaten yeterince geç kalmış bir tatildi bu... Öte yandan ikinci günü kendini iyiden iyiye hissettiren rahatsızlığım dolayısıyla 3.gün Sığacık'a ilaç almaya gittik. Sığacık'a araçla değil de; yürüyerek, kazı çalışmalarını görmek için gitmeye karar verdim. Hasta halimle kolay olmadı ama, neticede kazı çalışmalarını ve tarihi yerleri görme hevesi ağır bastı. 25-30 dakika sürebilen Teos ve Sığacık arası yürüyüş; fotoğraf çekmek istenince biraz uzadı... Kısacası  yürüye yürüye hem ilaç almaya Sığacık'a gittik, hem de tarihi yerlerdeki kazı çalışmalarının ne durumda olduğunu görme fırsatım oldu.. İşte kareler...
  
 
Bu balkondan görünen Teos Antik Limanı'nın yakınlaştırılmış çekimi.. Bir de aşağıya inip görelim.
 
 
Balkondan kuşbakışı gördüğümüz antik limanın yakından çekimi (görüldüğü üzere buraların tarihi bir oluşumun üzerinde olduğu bilinmeden, eskiden oraya kafetarya tarzı yapı çoktaan koyulmuş bile) Şu an o uca çok yakın duruyoruz dikkatinizi çekmiştir.
 
ve Sığacık'a yürüyerek gitmek için yola çıkıyoruz, işte antik limanın hemen yukarısına doğru yürüdüğümüzde yine Limana ait olduğunu tahmin ettiğim, eski taş oluşumlar karşımıza çıkıyor. İşte limanın hemen yukarısına çıkınca bizi karşılayan manzara...
 
 
Biraz daha yürüyünce tarihi kent surları karşımıza çıkıyor...
 
 
 
     Bu fotoğrafta çok net anlaşılıyor mu bilmiyorum ama; bu sütunların ve pek çok taş   oluşumun  bulunduğu bu alan Teos Meclis Binası'ymış, sağda ve aşağıda Antik Liman kaldı orayı geçmiştik.
 
 İşte sağda  yine oklarla gösterilen Sarnıç...
 
Kim bilir kazı tamamlandığında burada ne gibi güzellikler ortaya çıkacak... Heyecan verici...
 
 
Yine Meclis Binası olarak ifade edilen alan ve kenardaki taş oluşumlar (Ağacın hemen dibindeki taşlar) Kent Suru'nun  parçalarından tahminimce. Bu arada bunları çok rahat çektiğimi zannetmeyin daha yakından çekemezdim. Çünkü bu alanın etrafı tellerle çevrili, o nedenle ancak bu kadar çekebildim. Ee hakları elbette kazı ekipleri bunlara kimbilir ne emekler veriyorlar; bizlere bu güzellikleri ve birçok bilgiyi geçmişten günümüze taşımak için uğraşıyorlar.
 
İşte uzaktan, ekipten bir çekim almaya çalıştım..
Alan o kadar geniş ki... Kimbilir daha neler ortaya çıkartılacak?...
 
 
Az kaldı Sığacık'a varmak üzereyiz, bize yol boyunca hep bu güzel zeytin ağaçları eşlik etti... Teos'tan Sığacık'a çıkış burası...
 
 
ve işte Sığacık...
 
 
 
 
Güzel ve Sakin bir yer.. Biz sakinliğine denk geldik demem gerek belki de..:)
 
 
 
Son kare çok güzel.. Kedi ve Köpek bir arada bu kareyi çekmesem olmazdı; bir çay bahçesinde; köpek masa altında kendisine gölge bulmuş yatıyor, kediyse sandalye üzerinde o da kendini bırakmış bir vaziyette.. Kediler ve Köpekler burada birbirlerine iyice alışmış görünüyorlar.  Rahatsızlığım nedeniyle kısa kestiğim Teos tatilimi, İzmir' e kız kardeşimin yanına geçerek tamamlamaya çalıştım. Benim tatil maceramdan kareler bu kadar arkadaşlar. Tatilimin ikinci gününden bu güne değin, rahatsızlığım devam ediyor, ağır ilaç tedavilerim biraz beni alıkoyuyor blog yazılarımdan, iyileşir iyileşmez güzel ve yoğun paylaşımlarda bulunmak dileğiyle.. Sevgiler...