27 Şubat 2013 Çarşamba

Siyah, Beyaz Kolye



Black and White Necklace
 
 
  
   Siyah, beyaz ve gri detayları olan bir çalışma. Biraz broş vari durdu. Kolye zinciri çok uzun değil, ayarlanabilir boyda ve 40-45 cm kadar klasik kısa zincir sayılan kolyelerden. Bu çalışmayı yaparken Japon yapıştırıcısı kullandım ama eski ithal japon yapıştırıcılarını bulmak kolay değil, ben hiçbirinden eski performansı alamıyordum, arkasında türkçe açıklama esktra yapıştırılıysa onları alıyor, direk türkçe yazıyorsa artık almaya tereddüt ediyorum. Bilindik markalarınki bile burada üretilmeye başlandığından beri hiç de iyi çıkmıyor. Japon yapıştırıcının bunun gibi yüzeyi olan yerlere iyi yapışması için biraz arkasına minik bir miktar (tüm yapışacak objelerin arkasına) pamuk ekledim ondan sonra japon yapıştırıcıyı damlattım, minik pamuk hem yapıştırıcıyı emdi hem de ojbe ile yapışacak yüzey arasında minik bir köprü oluşturmuş oldu. Bu ipucunu sizinle de paylaşmak istedim. Umarım sizlerin de işine yarar. Sevgiler.

22 Şubat 2013 Cuma

İkinci Blogger Buluşmamız...

   Bu buluşmalar çok hoşuma gidiyor, geçen seferki ilk buluşmamızda NOWACRAFT, Melislicious ve bendeniz birlikteydik,  fotoğrafımız olsun istememiştik. Bu kez yine Melislicious (Melis), nurryl (Nur) ve ben bir araya geldik. Bizi merak edenler için bu kez paylaşalım dedik, her zaman yüzlerimizi göstermesek de buluşmadan kareler bekleyen arkadaşlar oluyor haklı olarak, geçen seferki buluşma için de söylenmişti bu .. Dünkü hem buluşmamız hem öğlen kahvaltımızdan kareler... Zaman su gibi akıp geçti gerçekten, sonra Melis'in vakti olduğundan onu kapıp iş yerime, çalıştığım dergiye getirdim.   Başka bir zamanda belki daha da kalabalık oluruz diye düşünerek vedalaştık... Arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum gerçekten kendi adıma, çok güzel bir gün geçirdim..:)
 
 


 
 (Soldan sağa) Nur, Melis ve ben..
 
 
 
Melis'ciğim odama geldi ve sağolsun benim blogun yerleşimine bir el attı (aşağıdaki kare). Çok ama çok teşekkürler Melis.. 


 
 
 
 
 
Herkese Sevgiler.. 
 

21 Şubat 2013 Perşembe

Eldiven, Bere ve Kulaklık Süsleme

    Bizim burada kış çabuk bitmez, eh yaz da gelmek bilmez, öyle iki arada bir derede bir açılırız bir kapanırız ve dolayısıyla rahatsızlıklar da artar. Şu cümle bizim buralarda daha sık söylenir "yahu geçmedi mi daha senin hastalığın ?". Burası Eskişehir, aynı gün içinde dört ayrı mevsim yaşandığı da olur, sisli puslu, ardından bir anda öğleye yakın güneş görünür, isteksiz gibiyse bir görünür bir kaybolur, derken yağmur başlar akşama doğru hatta tam saat 6'ya doğru (iş saati çıkışına) bir anda kara çevirebilir..  Bir 15 Mayıs'da kar yağdığına şahitliğim de vardır.  Bilenler bilir bu bizim giyim kuşamımıza sıkça yansır. Lahana gibi giyinebiliriz, üst üste, hava açıldıysa biz de açılabiliriz, soğuk çıkarsa tedbirliyizdir; kaban, bazen içine mont, onun içinde hırka, onun da içinde kolsuz badi giymiş birini görürseniz buralarda yaşadığından emin olabilirsiniz, İç Anadolu'da esasen bu tablo genelde birbirine benzer..  Ama en çok buralara başka şehirlerden gelen öğrenci arkadaşların kafası karışıktır. Mevsimi hakkında konuşulmuştur buraların; üşüyebilirsin demişlerdir, güzel demişlerdir, modern demişlerdir, öğrenci şehri demişlerdir, demişlerdir de demişlerdir... Esası şudur; ne burada yaşadığını bir türlü hazmedemeyen arkadaşların ifade ettiği kadar sıradan, ne de dilden dile destan gibi dolaşacak kadar şaşalı bir şehirdir.  Yemesi içmesi uygun fiyatlıdır. Alışveriş deseniz iki adımda ayağınızın altında sayılabilecek yakınlıktadır. Şehir gibi bir şehirdir.. Her şehir gibi, eksikleriyle belki varsa, görmek isteyen gözler için güzellikleriyle.. Neyse  böylesi bir girizgah yapma ihtiyacı hissettim bazı duyumlarımdan sonra, belki de Ay'ın Yengeç Burcunda oluşu beni etkiledi, ne de olsa doğduğumuz topraklara bağlılığı da anlatıyor, doğduğumuz şehirler gibi..
 
 Gelelim asıl bugünkü yayın amacıma... sıradan bir bereyi biraz ışıklandırmak istedim. Bilerek taşları büyük seçtim..  Bu tarz çok iri taşları kullanmak isteyenlerin, bence tereddütü olmasın bu derece iri taş kullanımından..  Böyle iri taş kullanmayı hep isteyip "acaba çok mu abartı durur ?" diye düşünen arkadaşlara örnek oluşturabilir düşüncesiyle paylaşmak istedim. Zira fotoğraflardan yeterince belli olmasa bile oldukça iri  taşlar..
 
ve işte öncesi...
 

 
 
ve sonrası...
 
 


 
 Giyilmiş hallerini de  üzerimde fotoğraflayınca paylaşırım değerli arkadaşlar..  Sevgiler.
 

15 Şubat 2013 Cuma

Odak Parfümeri İndirimleri

   Merhaba bugün tesadüfen Odak Parfümeri'ne girince 15 Şubat-3 Mart  tarihleri arasında aşağıda yazdığım bazı ürenlerde indirim yaptıklarını öğrendim. Değerlendirmek isteyenler olabilir.. 
 
Odak Parfümerinin nerelerde şubesi var; aşağıda listesini vereyim öncelikle..
ESKİŞEHİR'de 7  şubesi var ;
İSTANBUL /  Kadıköy, Bağcılar, Eminönü,
İZMİR / Menemen
BALIKESİR ve Ayvalık,
ANTALYA,
MANİSA,
ORDU/ Ünye,
ÇORUM,
DENİZLİ,
Öncelikle her 20 tl 'lik alışverişlerinize Schwarzkopf Gliss serisi ürünlerini 3 TL'ye alabiliyorsunuz , ben öncelikle Gliss'in siyah serisinden (Keratin) çok memnun kaldım. Saçlarımdaki sertleşmeden şikayetçiydim bu tamamiyle yumuşattı, keratinin sağladığı yumuşaklığı kesinlikle hissediyorsunuz, tavsiye ediyorum.
 
 
Nivea BB kremler indirimli olarak 18,90 Tl. Maybelline Affinitonelar 13,90 Tl.
 
 

Köpük boyalardan Kolestonlar: 13,90 Tl, L'oreal Sublime Mousse; 12,90 Tl
 


 
 
L'oreal tüm yaşlanma karşıtı ürünleri 29,90 Tl ortak fiyat. 



 Alix Avien ojeler 1,75 Tl..








Alix Avien Tüm Makyaj ürünlerinde ikinci üründe  % 50 indirim
Nivea Cilt temizleme ürünleri Tek Fiyat: 12,90 Tl..
Diadermine; Hassas Ciltlere Duyarlı bakım serisinde ikinci üründe   % 50 indirim
SebaMed; ikinci üründe  % 70 indirim
Daha burada sıralayamayacağım başka ürenlerinde de indirim mevcut uğramak isteyen arkadaşlar bir baksınlar derim..

Sevgiler...






 

13 Şubat 2013 Çarşamba

Deeptone'un Mim'i Kitap Okuma Şekilleri...

   Sevgili Deeptone (Sade ve Derin), sağ olsun bizleri de düşünüp uzun bir Mim listesi oluşturmuştu, eksik olmasın, pekçok değerli blogger arkadaşımız cevaplamış ben de  geç kalmadan cevaplayayım istedim.   Uzun bir MİM cevabı arkadaşlar baştan söylüyorum okumak isteyen  arkadaşlar için yazıldı. 
  
 Ergenlikte hemen her koşulda ve durumda kitap okumaya çalışan, koşullara pek aldırış etmeyen bir özellik sergilerdim. O dönem en çok şiir kitaplarından hoşlanırdım,  lise döneminde ise pekçok farklı alandan kitaplar okumayı tercih ediyordum. Bunun için hiçbir  durum ve şart  beni rahatsız etmezdi o dönemlerde.. Zamanla ve iş yaşamımdan kaynaklanan etkenlerle bu durum değişiklik gösterdi, yaptığım işimin de yayıncılıkla ilgili olmasından ötürü (dergi yayıncılığı) sürekli beyaz kağıtlarla iç içe, sürekli kendimi satırları okurken ya da satırları  tararken buluyorum işim gereği, bu da boynumda belli bir ağırlık yapıyor ve elbette gözlerimde de fazlasıyla yorgunluk oluşturuyor.
 
   Bu arada iki arkadaşım e-postayla bazı sorular sormuş;  nasıl bir dergide çalıştığımı da sormuştu ben de bir gün cevaplayacağımı söylemiştim; şöyle anlatayım; pek öyle eğlenceli kabul edilmeyecek, Hakemli, Bilimsel bir dergide çalışıyorum; oldukça geniş bir editörler kurulu olan, akademik camiada özellikle bilinen, akademisyenlere yönelik;  Ebsco ve Doaj tarafından  taranan, hem basılı, hem de elektronik olarak yayınlanan; Hakemli bir dergi.. adını vermek istemiyorum, bu kadarından bile beni çıkartanlar olacak ya bakalım hadi hayırlısı...:) neyse..  böylece merakı olan arkadaşlar biraz olsun nasıl bir dergi olduğunu öğrenmiş oldular.   
 
 Geçmişte her koşul ve durum benim kitap okumamda engel teşkil etmezken, 13 yıldır yaptığım işin de  yayıncılıkla  ilgili olması ve her yerimin sürekli dergilerle sarılı olmasından kaynaklı  şimdi yalınızca belli ortamlarda okumayı tercih ediyorum ve o da genelde akşam saatleri, evimde ve bir masanın başında tıpkı resimde olduğu gibi kesinlikle oturur pozisyonda oluyor. Yolculuklarda durum biraz değişebiliyor, yolculuklara çıkarken kitap taşıyorum ve yol boyunca okumak hoşuma gidiyor, ama kısa mesafelerde her yerde yanımda kitap olsun demiyorum, eskiden derdim ve kitaplar çok rezil oldular öylece çantama gire çıka.   Şimdi genelde yalnızca, masa başında ve akşam saatleri çok fazla dikkatimi vererek okurum, bir en geç iki günde kitabı bitirmeyi isterim, hemen bitmeli kitap, bir haftadan fazla bitirememişsem çok stres yaratıyor, genelde en geç üç gün içinde okuyup bitiririm. Öte yandan evimizin yalnızca bir odası, kitap, dergi, çizgi romanlara ayrılıdır.

 
   
 
 
 
 
   Şu sıralar eskilerden okuyorum, Oktay Akbal'ın "Geçmişin Kuşları" isimli Günce'sini okuyorum 1965-1969 yıllarını anlattığı...   Stressiz, heyecan arayanlara hitap etmeyen bir kitap, Oktay Akbal'ı bilen bilir, sevip okumak isteyen okur zaten... Herkese hitap etmeyebilir... Minik bir alıntı yapayım kitaptan, okumak isteyenler okusun...
 
 
29 Temmuz (1966) Vapurda....
                                                                                      TEPELERDE AMERİKALILAR....
 
   Samsun'u, Trabzon'u gezdim... Uzaktan da Sinop'u, Rize'yi seyrettim. Her yer kalabalık. Trabzon'da Atatürk'ün üç gün kaldığı köşk. Tepede eşsiz bir güzellikte. Ama başka bir tepede Amerikan radar istasyonu! Demirel'in deyimiyle "tesis"leri! Bozburun'u ele geçirmişler, tellerle çevrili yerler yapılar. Bir Trabzonlu, her şeyleri var, her konforları düşünülmüş, diyor. Kara derili askerler, yakışıklı genç Amerikalılar ciplerle gidip geliyor. Bir de incecik bir Türk eri, silahını omzuna asmış tellerin dışında. Yaklaşıp konuşuyoruz erle. Nöbetçiymiş, köylerde yavuklusu varmış, Nöbetçisi Türk eri olan Amerikan "tesis" i!
 
 
1966 dan yıl 2013'e değişen fazla birşey olmamış!.....
 
 
 

11 Şubat 2013 Pazartesi

Kendi Desenimizi Kendimiz Nasıl Tasarlarız ?


  Merhaba bugün sizlere daha önceden bahsettiğim, desen tasarımını kendimizin yapabileceği basit yöntemlerden bahsetmek istiyorum. Bu yöntem kumaş boyamacıların,  cam - vitray seramik ve benzeri çalışmalar içinde bulunmuş arkadaşların zaten bildikleri yöntemlerdendir tahminimce. Bilmeyenler için ve  her tür boyama ve desen tasaramını kendisi uygulamak isteyen arkadaşlara kolaylık olması açısından paylaşmak istedim.
   
   Öncelikle kendi desenimizi tasarlarken uygulanabilecek  bir iki farklı yöntem mevcut ilk göstereceğim yöntem de kağıdı direk ikiye katlama yöntemini uyguluyoruz.  Bir A4 kağıdını ya da parşömeni ikiye katlıyoruz. Gelişi güzel içimizden geldiği gibi, istediğimiz deseni uygulayabiliriz. Ben çiçek ve dal desenleri uyguladım. Bunları çizerken çeşitli objelerden yardım alabiliriz..
 
 
 
 
 
Çizimimizi tamamladığımıza karar verdikten sonra ikiye katlı olan A4 kağıdını veya parşömeni ışıkılı masa uygulamasını andırması açısından, cama model arkada kalacak şekilde yapıştırıyoruz. Dışarıdan gelen ışık sayesinde arkada kalan modeli ikiye katlı kağıdın diğer yüzeyine de aktarmış oluyoruz.
 
 
 
 
 
İkiye katlama metoduyla, ışıklı masamız olmadığından camda gerçekleştirdiğimiz, yansıtma yöntemiyle;  modelimiz tamamlandı. Bu tamamiyle sizin kendinize özgü daraltılabilecek, ya da genişletilebilecek bir desen çalışmasıdır. Bitmiş şekli aşağıdaki gibi oldu.
 
 

    İkinci yöntem Kağıdı 4'e katlama yöntemiyle oluşturacağımız desenler... Bu kez bir parşömeni 4'e katlıyoruz.
 




    Parşomeni 4' e katladıktan sonra orta köşe kısmına yine kendi hayal gücünüze kalmış şeklimizi çiziyoruz, ben yine çicek uygulaması yaptım.   Deseni detaylandırarak dallar ve yapraklar minik tomurcuklar ekledim. Modelin tamamlanmışı bu şekilde oldu..





   Yine daha önce yukarıda yaptığımız şekilde modelin aynısını kağıdın diğer kısımlarına da aktarmaya geldi sıra, kağıdımız 4'e katlı olduğu için önce bir kısmını sonra topluca diğer kısmını yansıtacağız..



Yine Camda deseni önce bir kısmına sonra dikdörtgen şekilde tam ortadan katlayıp diğer kısmı topluca yansıtmış olacağız.




 Desenimizin bitmiş şekli budur.. Bu da 4'e katlama yöntemiyle oluşturduğumuz desen çalışmamızdı, herkes kendi istediği gibi, kendi hayal gücüne uygun olarak çok farklı çalışmalar da yapabilir tabiki...
 
 Bir diğer yöntem desen kaydırma yöntemi: 

 Bu örnekte ise yine kendi oluşturduğumuz desenleri kullanarak, desen kaydırma yöntemi ile daha da başka desenler yaratmayı sağlıyacağız. Üstte yeni deseni oluşturacağımız temiz parşömen kağıdımız.  Burada daha önce kendi tasarladığımız bir deseni temiz kağıdın altına yerleştirerek model oluşturuyoruz.  İstediğimiz kısımlarını alarak ve desenleri istediğimiz şekilde aşağı yukarı, sağa ya da sola kaydırarak  üsteki temiz kağıda yepyeni desenler yaratmış oluyoruz. Ben ilkin yaprakları kullanmak istedim.




   Yine alttaki kendi desenimizi kullanarak, kaydırarak yaprakları istediğim noktalara yerleştirdim. Daha da başka desenimden de çiçek kısmını almaya karar verdim ve aşağıda görüldüğü gibi bir desen kağıdını çekip, diğerini aşağıya yerleştirerek, bambaşka desenler oluşturdum. Simetrik olması önemli değil, aşadığaki çalışma asimetrik bir uygulama, tam simetrik bir çalışma değil, isteyen, yukarıdaki yöntemleri kullanarak, tam simetrik çalışabilir.

 

   Klasik Türk nakış desenlerine benzedi biliyorum. Bu desenler pek herkesi açmıyor, ama yabancı sitelerde görünce "Bayılıyoruz"! Ben eski Türk desenlerini ve  kilim desenlerini havlulara uygulamış yabancı  firmalar gördüm. Çalışmalar Mükemmel olmuş! Ama işte bizimkiler yapınca nedense beklenilen geri dönüş alınamıyor.....
 
  Klasik Türk nakış desenlerini de çok seviyorum  gerçekten, harika desenler var. Nakış işlerinde, kumaş boyamalarda, hatta Çini ve Vitray süslemelerinde mükemmel desenler var... Bu arada ben bu uygulamanın sadece klasik tarz çalışmalar için olmadığını da anlatmak adına Geometrik desenler de uyguladım. Aşağıdaki deseni geometrik şekilleri kullanarak yukarıda bahsettiğim  4'e katlama yöntemiyle gerçekleştirdim.. Geometrik şekillerle veya tamamiyle sizin hayal gücünüze kalmış desen tasarımlarınızı, tamamiyle size özel bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz.
 




  Bu örnekle de güzel bir boyama işlemi gerçekleştirilebilir belki de;) Herkese sevgiler.






8 Şubat 2013 Cuma

Uzun Zincirli Orta Aparatlı Kolye



   Merhaba bu çalışmamda oldukça uzun bir zincir kullandım, orta metal aparatın etrafına  tel yardımıyla yine nikel boncuklar ve aralarına da siyah sedef pullar yerleştirdim. Keza süslemek için yine zincirlere yapraklar monteledim, siyah kristal taş ve biraz da inci  kullanım.  Duruşu fena olmadı giysi üzerinde,  ama çekimler karanlık oldu o nedenle onları eklemeden sadece kolyeyi fotoğraflamaya karar verdim. Beğendim bunu, belki bir tane daha yaparım... Sevgiler:).

7 Şubat 2013 Perşembe

Ev Ayakkabısı...

   Sevgili Arkadaşlar,
   Görmüş olduğunuz; hem kullanışlı, hem de olabildiğince şık ev ayakkabısını çok değerli bloggerlardan Ayten hanım (sizdebuyrun.blogspot.com) yapmıştı. O zaman için de ben çok beğenmiştim, aklımda bu güzel ev ayakkabısını başkaları da görmeli diye geçirmiştim, ben  bu işlemi hayata geçirene kadar yurt dışından bloglar bu güzelliği çoktaaan paylaşmışlar bile,  işte burada,   bu beni üzdü açıkçası, bizler arasında da gerektiği ilgiyi görmesi gereken bir ayakkabı değil mi sizce de?  Ben çook beğendim, o kadar mantıklı yapmış ki, altını bile kaydırmaz özellikte yapmayı ihmal etmemiş Ayten Hanım. Yeniden bu  çok güzel çalışması için kendisini tebrik ediyorum, kendisi bu çalışmasını bizler için kalıbıyla birlikte sunmuştu..
 
 Çalışmanın orjinal linki burada...  mutlaka beğeneceksiniz, sevgiler..:).
 
 

6 Şubat 2013 Çarşamba

Mim Cevaplarım 2

   Sevgili Melislicious (Melis) beni Mimlemişti arkadaşlar, cevaplarımı ancak yanıtlayabiliyorum.. işte sorular ve cevaplar...
 

1- En sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikleriniz neler?

Sevdiğim özelliğim;Oldukça anlayışlı ve merhametli biri olmam, çok sabretmem, kendimi karşımdaki insanların yerine koyabilmek..

Sevmediğim özelliğim; dağınıklığım..
2- Küçükken kendinize uygun gördüğünüz bir çizgi karakter varmıydı varsa nedir?
Heidi
3- Çevrenizdekiler sizi tek kelimeyle nasıl tanımlar?
 Bana genelde “çok sabırlısın!” derler. Bu "neden bu kadar sabrediyorsun anlamı taşıyor" tabiki...  Bunun dışında:  Bir de becerikli derler, ben kendimi pek öyle görmesem de… Çünkü kendimi çok eski insanlarla kıyaslıyorum, mesela kurtuluş savaşını gerçekleştirmiş büyük büyükannelerimizin yanında bizler becerikli sayılabilir  miyiz?! 

Ama şimdi iyi, güzel herkes geçmişi unutmuş araştırmak bile istemez halde ilerlerken hayatı bu insanlara ne kılığında sunsanız yutuyorlar. Hayat bir hipopotamın gözünden dünyaya bakmaktır desen “ Evet öyle!” diyecekler var.. 

“Eee peki sen ne yapıyorsun öyle bakmamak için?” derseniz cevabı 6. Soruda verdim….

4- En sevdiğiniz yemek?
Tek bir şey söylemem çok zor, aklıma gelmiyor, özellikle bir şey…
5- Pazar gününün sıkıntısını atmak için yaptıklarınız neler?
Pazar günlerinden çok sıkılmam, her güne yapılacak bir şey bulmaya çalışırım zaten.

6- Son okuduğunuz kitap?

En son okuduğum kitabı  iki yayın öncesinde  yazmıştım.

   Ama ben kitaptan çok başka birşeyden bahsetmek istiyorum.  En basit okuma etkinliğinden… Gazete okumaktan…  
   Gazeteleri iyi bir şekilde takip etmek gerek, bizde eskiden alışkanlıktı en az 3 gazete alınırdı eve. Şimdilerde de alıyoruz elbette ancak bununla birlikte artık internet var ve istediğiniz gazetenin  yayınlarına internet aracılığıyla ulaşıyorsuzunuz.  Ülkemizdeki gazetelerden de tek bir gazeteye değil hepsine bir bakılmalı diyorum. Öte yandan  hem dünyada, hem de ülkemizde neler olup bittiğini yabancı kaynaklardan da özellikle okumak gerekiyor!

The New York Times
The Economist
Wall Street Journal  ,
Vs.. vs…  sizler daha başka hangilerini isterseniz farketmez   ingilizceniz yettiği ölçüde mutlaka okunmaya çalışılmalı.. Ben elimden geldiğince okumaya çalışıyorum yabancı gazeteleri de… dünyaya tek bir gözlükten bakmamalıyız!...
7- Sizi en çok etkileyen film veya dizi?
Tek bir film söylemek zor , genelde tek tek sahnelerden etkilenirim, yani mesela tek bir sahne, tek bir hamle.. filmde geçen etkili bir söz… Savaş filmleri çok sarsar ve üzer… onun dışında….aklıma hemen iki film geliyor;

Sevdiğim, etkilendiğim bir film olarak:

 * The Truman Show , Jim Carrey;  filmin tamamı etkileyici tabiki..  beni en çok Jim Carrey’  nin duvara dokunduğu o son sahne etkiler..  İnsanoğlunun kendini böyle hissettiği anlar olmuştur, o nedenle ezici ve derin gelir..

 

* Adalet Peşinde; Gerard Butler (Law Abiding Citizen) filmin tamamı etkileyici.. (mutlaka izlenmeli)
Son Mahkeme sahnesi tabiki çok can alıcı…

8- Sevdiklerinizi kıskanırmısınız?
Hanımlar genelde bana; “sen hiç eşini kıskanmıyorsun” derler.  Bense “yerine göre”derim.  Eşime göreyse eminim “kıskanıyor” der.  Bu söz erkeklerin “klasik bir sözüdür” son derece akıllıca seçilmiş olduğuna inanırım. Hemen bütün erkekler böyle söylerler “Sevgilim beni çoook kıskanıyor!” ya da “Eşim beni çok kıskanıyor”  çok akıllıca!  Bence bizler de artık böyle söylemeliyiz..

 9- Far mı göz kalemimi mi?
Göz kalemi..
10- Kardeşiniz var mı varsa nasıl bir duygu?
İki kardeşim var çok güzel bir duygu, uzaklarda olsalar da..

11- Sabah erken kalkmak için yönteminiz nedir?
Sabah erken kalkmakta çok zorlanırım, Taksiciler sağolsun,  genelde bana çalışırlar…
Kendinizle ilgili 11 gerçek

1- Sürpriz olarak hiç bilmediğim bir mekana götürülmek  pek hoşuma gitmez! Yani biri girip koluma “hadi sana bir sürprizim var sorma, benimle gel derse,  çok mutlu olmam!..  Neresi diye düşünürüm,  kıyafetim o ortama uygun mu diye gerilebilirim…  Bir keresinde jean pantalonla “Tango-Milonga” gecesine davet etmişti arkadaşlar çok mutsuz döndüm.. Tek sıradan giyimli bendim çünkü iş çıkışı  davet edilmiştim ve o kadar yorgun görünüyordum ki, işte böyle sürprizlerden pek hoşnut kalmıyorum. Pek sürpriz yapılacak bir tip değilim, azıcık çaktırmak gerek:).
 
2- Çok sevimli olduğumu söylerler ama ben görüntümdeki sevimlilikle bağdaşmayacak kadar fazla ciddi konulardan hoşlanırım.  

3- Ciddiyetim kadar, çok çok yakın olduğum insanlar ise genelde çok komiksin derler..  Ciddiyetim kadar esprilerimi sevdiğim insanlara yaparım en çok…

4- Espriden anlarım.  Şaka’dan anladığımı söyleyemeyeceğim!
 
5- Cahil insanın ne olduğunu 35 yaşımdan sonra yeniden tanımladım.

   Olay:
Bir ardakaşım bana rüyasından bahsediyordu iş yerimizde ve içeriye bir ablamız girdi.. Neyse yabancı bilmediği için arkadaşım rüyasını anlatmaya devam etti..

İşte şöyle oldu, böyle oldu diye… neyse kızcağız rüyayı bitirdi ve karşımızdaki abladan sanırım başka hiçbir yerde  duymayacağımız bir tepkiyle karşılaştık… Ben Rüyayı “Hayır olsun inşallah”  diye karşılarken,  o ablamız aynen şunu dedi..
“Ben böyle rüya hayatımda daha önce ne duydum, ne işittim,  böyle rüya mı olur yaaa!” sonra aynı cümleyi yeniden tekrarladı. “Hiç duymadım,  hiç böyle rüya mı olurmuş!”  sözün bittiğ yer tabi ki….  Kadıncağız o kadar cahil ki.. Rüya için bile “rüya böyle olur mu, daha önce böyle bir rüya hiç duymadım” diyebiliyor.   Cahile rüyanızı bile beğendiremezsiniz kısacası..  

Allahtan arkadaşım çok kültürlü bir kızcağızdı da cevap bile vermedi…  o seneden beri yani 35 yaşımdan beri etrafımda aslında ne kadar çok böyle insan olduğunu gözlemlemeye başlamışımdır, belki de daha önce hiç dikkat etmiyordum...
6- Olayların ne şekilde sonuçlanabileceğini aşağı yukarı görürüm, aynı şey insanlar için de geçerli. Çok önemli olduğu düşünülen bir isim için (benim kendi iş yerimde) bir gün kızlar koşarak odama geldiler, dediler ki işte .. bilmem kim isim artık buraya gelmiş bizimle çalışacak yaşasın yeni bir vizyon elde edeceğiz, işte şöyle güzel çalışmalar yapabiliriz böyle güzel çalışmalar olabilir. O beyfendiyi ilk kez  gördüm kızlara dönüp aynı şunu demiştim yıllar önce  "Bu adam iyi bir iş yaparsa gelin beni bulun"  alanında çok iyi iş yaptığı iddia edilen adamın, yaklaşık 8 senedir burada ne iş yaptığını konuşuyorlar. Bugün sesler ayyuka çıktı, ondan çok sıkıldılar ama  8 yıl önce ilk gördüğümde söylemiştim!...  böyle çok olay olur.. çünkü insanların bir kısmında "Ben Oldum"  duygusu var... bu da kişilerin duruşlarından ve hareketlerinden kendisini zaten belli ediyor,  bu; nasıl da aslında birşey olamadığımızı bize anlatır...
 
Benim gerçeklerim 11 değil de  6’da kalsın mı şimdilik?  Herkese sevgiler…
 

5 Şubat 2013 Salı

Blogger Bağlantı Ayarları Hakkında, yeniden....

   Çok değerli arkadaşlar, daha önceki yayınlarımda da anlatmaya çalıştığım gibi, özellikle yeni blogger arkadaşların bağlantıları açık olmayabiliyor, dolayısıyla benim izleyicim olsanız bile sizlerin bloglarını adınızla girip hemen bulamıyorum, ve dolayısıyla sizleri ve blogunuzu tanıma şansım olmuyor. Google Plus bağlantısına geçmiş değilim dolayısıyla sizleri benim izleyicim olsanız bile bazen tanıma şansım bile olamıyor o nedenle izleyicim olan arkadaşlardan özellikle blogger bağlantılarının açık olmasını kontrol etmelerini rica ediyorum. Blogumda sağ dikey barda bu konu üzerine bir yazı var zaten onu okursanız çok memnun olurum. Bu yalnız benim değil diğer bloggerların da sizlere ulaşmasında kolaylık sağlayacak bir unsurdur.
 
   Özellikle de ; blog ismi başka, kendi ismi ayrı, blog başlığı ise tamamiyle apayrı olan arkadaşların özellike bu konuya dikkat etmesini rica ediyorum, sonra "insanlar beni neden acaba takibe almadı" şeklinde düşünmeyiniz, muhtemelen bağlantı ayarlarınız açık değildir. Netice olarak herkes Google Plus özelliğini kullanmıyor da olabilir, bunları hatırlatmakta yarar görüyorum, sevgiler.

4 Şubat 2013 Pazartesi

Kurdele Nakışı...

 
   Merhaba arkadaşlar, öncelikle çok hasta olduğumu belirtmek isterim, o nedenle yorumlarda geç kaldığım ve kalabileceğim için özür diliyorum. Kurdele nakışı da nereden çıktı diye düşünebilirsiniz, hakkımda kısmında yazdığım, "pekçok kursa katıldım" cümlesindeki pekçok kurstan biri de kurdele nakışıydı. Aslında Hakkımda kısmında esas vurgulamam gereken bazı şeyleri eksik bıraktığımı düşünüyorum, o nedenle bazı şeyler yanlış ya da eksik yorumlandı diye gelen bazı yorumlardan bunu anladım,  onları en kısa sürede yenilemeyi düşünüyorum.
 
 
 

     2009 yılında özel bir yerin kurdele nakışı kursuna katılmak istedim. Çünkü kurdele nakışı son derece enteresan görünüyordu gözüme, esasen hala da öyle. Kurdele nakışı bence hayal gücü tamamiyle bize kalmış pekçok alanda kullanılabilir. Giyim sektöründe de... Benim gitmeyi istememdeki amacım temel bazı kurdele nakışı bilgilerini elde etmekti.  Ancak kursta esasen almam gereken bilgileri çok da iyi alamadım. Esasen öğrendiklerimle pekçok nakışı bir arada yapabilirim ama ben öğrendiklerimi kurs hocamdan değil de orada tanıştığım çok tatlı bir abladan "Hatice Abla"m dan öğrendim. Kurs hocamız özellikle belli bir grubu memnun etme çabasından dolayı bizlere hep basit şeyler öğretmeye çalıştı. Hatice Abla dahil hemen her hafta adeta yalvararak ilgi bekledik ve temel bazı bilgileri zorlukla almaya çalıştık.  Yukarıdaki kitap kursun artık sonlarına doğru bize satılan (25 Tl) bir kitap. Bu kitaptan henüz hiçbirşey yapmadım ancak çok güzel örnekler var.
 




   Bu benim ilk çalışmam, hocamız sağ olsun, ilk kalıbımı nakış işlenecek yüzeye işlerken bile yaprakların çizilmeyeceğini anlatmadı, o nedenle ilkinde  yaprakları bile tek tek çizmişim.. Kurdele nakışının desen çizimi çok belli belirsiz ve yuvarlak şekilde ifade ediliyor arkadaşlar mesela yapraklarla dolu bir dal olacaksa, sadece dalı çizmeniz yeterli, yapraklarını tek tek çizmiyorsunuz, sonradan nakışı yaparken işliyorsunuz, yani benim ilk deneyimimde yaptığım gibi yaprakları tek tek çizmemelisiniz. Mesela güllerin bulunduğu alan sadece yuvarlak ile ifade ediliyor... gibi... desen işaretlemeleri belli belirsiz ve bazı sembolik şekillerle de ifade edilebiliyor, yuvarlaklar ve ya düz dallar, çizgiler gibi...



   Bu çalışmam da; Kurdele nakışı ve Brezilya Nakışı karma çalışmam..


 
 
    Bu çalışma da benim kendi tasarladığım bir desen, sağ olsun hocadan fayda beklemekten artık vazgeçtiğimiz dönemlerde, kendi desenimi de kendim tasarladım. Çünkü ne zaman model kitaplarını istesek hep  onları yaranmaya çalıştığı gruba verdiği için desen bile bulamıyorduk! Olsun demokrasilerde çareler tükenmez, kumaş boyama ve cam ve vitray boyama kurslarına da gittiğim için desenimizi kendimiz nasıl yaratabiliriz oradan kalan bilgilerimle kendi desenemi kendim tasarlayabildim.  Önümüzdeki günlerde kendi desenimizi kendimiz nasıl tasarlarız (bilenler zaten biliyordur) minik ve çok basit bir anlatımla bunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
 


 
   Hocamız artık beni nasıl kızdırdıysa bu kendi tasarladığım çalışmamı bile tamamlamamışım, yalnız elime alınca çok özendim, özlemişim sanırım.  Bu arada önemli birşey söylemek isterim. Arkadaşlar kurdele nakışı kitaplarını alarak hemen yapılabilecek birşey değil, bir hoca nezaretinde, ondan alacağınız işin incelikle noktaları öğrenilerek yapılabilecek birşey o nedenle, kitap alsam öğrenir miyim diye düşünmeyin. Kursuna gitmeniz mümkünse kursa giderek, bir şekilde öğrenmeye çalışın. Tabiki kurslarda düzgün anlatacak insan bulursanız, O mek, bu mek, şu meklerden, bizim hocaya ders almaya gelen  başka kurdele nakışı hocaları vardı! Anlayın ; yani kurs hocaları zaten bu işi bilmiyorlarsa kişi kimden öğrenebilir orası da işin ayrı bir tarafı... !  Ders almaya genlenlerden birine sordum, "daha önce nakış üzerine bir eğitim mi aldınız, ya da el sanatları ve benzeri alandan mı eğitim aldınız; ŞU MEK' te nasıl kurs hocası oldunuz" cevap " HAYIR hiçbiri üzerine eğitim almadım, bilmiyorum zaten bişeyler öğrenmeye geldim!" ama hiçbirşey bilmediği halde kurs hocası olmaya "EVET" demiş...!  Söyleyecek fazla söz yok.. Sevgiler..

1 Şubat 2013 Cuma

Saç Bakım Maskesi

 
 
 
Bu kitap uzun süre önce yayınlanmış; yenilerde alındı ve okuyorum. Fatma Nilgün Meral'in birbirinden güzel ve özellikli 21  hanımefendinin kendilerine özgü güzellik reçetelerine yer verdiği bir kitap.
  
 
   Fotoğraflarda; hanımların kah ellerinde ayna ile makyaj yapan, kah peeling uygulayan hallerini görünce inanılmaz bir dürtüyle bakım yapma ihtiyacı hissettim. Yani hayatın akışına ve koşuşturmacasına öyle bir kendimi kaptırdığımı hissettim ki, uzun zamandır uygulamayı düşündüğüm öncelikle "Saç Bakım Maskesi" uygulaması yapmaya karar verdim. Esasen kışın had safhaya ulaşan, cilt ve saç bakım ihtiyacı gerçekten de kendisini bir şekilde hissettiriyor. Sertleşen asi saçlar, ya da kuruyan pul pul olmaya başlayan bir cilt... Formül bu kitaptan değil. Zaten kitapta öyle büyük formüller yok. Ancak önemli uyarılar var hiç şüphesiz. Özellikle altını çizdikleri konuları göz önüne aldığımda neden yıllara meydan okudukları da ortaya çıkıyor açıkçası; işin sırrı "ÖZEN" den geçiyor. Kimisi "Uykusuna"  dikkat ediyor, kimisi " Kırmızı eti fazla tüketmemeye" dikkat ediyor, kimisi "Makyajını özenle temizlemeden asla yatmadığından", kimisi ise  "Hamur işlerinin yaşamında fazla yer tutmadığından" bahsetmiş. Devamını merak edenler kitabı alabilirler. İçinizden bu kitapların ne işe yaradığnı düşünenler de bulunabilir. Mesele şu, bu kitapta sihirli formüller bulunmasa da önemli noktalar var, ve insanda okuduktan sonra tek birşey hissettiyor. "Ben de kendimi biran önce toparlasam hiç fena olmayacak!"
 
 
İşte uzun süredir ertelediğim saç bakım maskemi de bu vesileyle tabiri caizse adeta heyecan ve hevese gelerek hemen yapmak istedim. Bu formül herkesçe de bilinen formüllerden öte birşey değil ancak, ben de işe yaradığını söyleyebilirim.  Saçlarım omuz hizasında orta sıklıkta.
 
 
 
1- Badem Yağı; 4 çorba kaşığı
2- Saç Bakım Yağı; 4 çorba kaşığı(çeşitli markaların cam şişelerde böyle yağları var)
3- 1 adet yumurta sarısı
4- B vitamin cinsinden ampul ( ben B vitamin ampulum evde kalmadığından 1 adet B vitamin tabletini ve 1 adet folik asit tabletini ezerek ilave ettim)
5- 1 çay kaşığı arı poleni ( arı poleni benim tercihimdi sizler eklemeyebilirsiniz, çok mukavemetli bir madde onca ezme çalışmalarıma rağmen fazla başarılı olamadım, pütürlü kalsa da özünü yağa verdiğini düşünüyorum)
6- Fotoğrafta görünmese de 3 çorba kaşığı da Zeytinyağı
 
Bu karışımı yaklaşık 2 saat saçımda beklettim. Bu karışımı sadece "Zeytinyağı" ile de arada yapmanızı tavsiye ediyorum. Tabiki bu uygulama ben de işe yaradı sizlerde yaramayabilir bilemiyorum.
 
   Saç Bakım Yağı' iyi hoş da; benim saçlarıma biraz ağır mı geliyor sanki (hani şu hazır satılan bakım yağları). Bir dahaki uygulamamda saç bakım yağı yerine yalnızca Badem yağını denemeyi de düşünüyorum.  Çünkü yumuşatmak yerine yine de hafif sert kalıyor gibi ya da benim saçlarım gerçekten çok yıpranmış ki ancak bir parça yumuşadı diyebilirim. Bu uygulamadan sonra genelde esasen yazın uyguladığım ballı maskeyi de bir iki hafta içinde uygulayabilirim. Yazın, o bakım maskesini de paylaşırım. Saçlarımı bu haliyle çok çekmeye çalışsam da, hava kapalı olmasından çok flaşlı oldu ve gerçeği yansıtmadı, saçlarımın gerçek durumunu açıkçası tam olarak ortaya koyamadılar,  o nedenle başka bir sefere paylaşmayı umuyorum. Şimdilik yumaşaklığı fena sayılmaz;), öncekinden çok daha iyi, herkese iyi hafta sonları, sevgiler:).